image

Türk İdare Mahkemesi

Türk İdare Mahkemesi

Türkiye Cumhuriyeti'nde idari yargı mahkemeleri, idari yargının konusunu oluşturan davaları görür. İdare yargının adli yargıdan temel farkı, uyuşmazlığın en az bir tarafının daima yetkisini kamu hukukundan alan devlet organlarından biri olmasıdır. İdare ile kişiler arasındaki idari eylem ve işlemlerden doğan uyuşmazlıklar idari yargı tarafından çözülür. İlk derece idari yargı mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, İdare mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinden oluşur. İdare yargı mahkemelerinin yüksek yargı organı Danıştay'dır. İdare yargı alanında genel görevli mahkeme İdare Mahkemeleridir. Türkiye'deki idare mahkemelerinde, vergi mahkemelerinin görev alanına giren veya Danıştay'da açılması gerektiği kanunla belirtilen davalar dışındaki, iptal davaları, tam yargı davaları, idari sözleşmelerden dolayı taraflar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davaları ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirilir.İdare mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların çözümü İdare Yargılama Usulü Kanunu'nda gösterilen kurallara tabidir. Bulundukları ilin adı ile adlandırılır. Konumuz açısından da önem taşıyan idarenin yaptığı işlemleri ortadan kaldırmaya yönelik olan iptal davalarında amaç idarenin faaliyetlerinin hukuka uygun olmasını sağlamak, hukuk düzeninin korumaktır. İptal davası sonucu mahkemece verilen iptal kararı idari işlemin yerindeliğinin denetlenmesi değildir. İdare yargı yeri bir üst makam işlevi görmez, yalnızca işlemin hukuka aykırılığı nedeniyle iptaline karar verir. İptal davası sonucunda hukuka aykırı işlem iptal edilir. İptal edilen işlemin yerine uygun olan işlemin yapılması yönünde karar verilemez. Bu özelliğe Anayasada kısaca ' İdare işlem niteliğinde yargı kararı verilemez.' denilmektedir. İptal davası açabilmek için, iptali istenen işlem ve davacı arasında bir menfaat ilişkinin bulunması yeterlidir. İptal kararı sonucunda idari işlem yapıldığı ilk tarihten itibaren ortadan kalkar. İptal Kararları geriye yürümekte ve böylece idari işlem baştan itibaren hiç yapılmamış sayılmaktadır. Sonuçları göz önünde bulundurulduğunda, idarenin yaptığı işlemlerin denetlenmesi için idari yargının ve idare mahkemelerinin büyük önem taşıdığı görülmektedir. Bu nedenle idari işlemlere yönelik yargı yollarının kanun koyucu tarafından kapatılmasının önüne geçilmesi gerekir. Hukuk güvenliğinin sağlanması, ancak kamu gücü kullanılarak yapılan işlemlerin bağımsız mahkemelerce denetlenmesi ile mümkündür. Çünkü, idari işlemlere karşı yargı yolunun kapatılması, hak arama hürriyetini ihlal eder. Ülkemizde son dönemde gündeme gelen olaylar sebebiyle bozulan düzeni yeniden sağlamak amacıyla, yürütme erki pek çok işlem yapmıştır. Bu işlemlere karşı yargı yoluna gidilip gidilemeyeceği, gidilse de nasıl bir sonuç alınacağı açık değildir. Biz de bu kurgusal mahkemede, mevcut sistemdeki uygulamadan farklı bir pencerede, idari işlemlerin idare hukuku çerçevesinden anlaşılmasını ve tartışılmasını amaçladık.

Court information

  • Case

    Güler v. İçişleri Bakanlığı

  • director

    -

  • Documents
  • ROP
  • Handbook